Примеры использования: hasten

And you, with your blithe request, you only hasten his inevitable triumph.
Sen ise bu gamsiz talebinle kaçinilmaz zaferini hizlandirmaktasin sadece.
He attacks boldly to hasten victory.
Zaferi hızlandırmak için küstâhça saldırıyor.
Meet them and hasten arrival.
Onları karşıla ve gelişlerini hızlandır.
Let us hasten it with ample libation.
Tanrılar şerefine içkimizi içelim ve o günün gelişini hızlandıralım.
The fact that our treasury is full will hasten our campaign preparations.
Hazinemizin dolu olması, bizim sefere hazırlanma kabiliyetimizi hızlandırır.
Research shows that physical contact can hasten awakening.
Araştırmalara göre, fiziksel temas uyanmanı hızlandırabiliyormuş.
How do we know Ivy didn't try to hasten our mother's death?
Ivy'nin annemizin ölümünü hızlandırmadığını nereden biliyoruz?
So the killer wanted to hasten decomposition.
Yani katil çürümeyi hızlandırmak istemiş.
I don't wish to hasten things, but...
Acele etmek istemem ama...
Now, hasten the conversion of this Earth!
Şimdi, Dünya'nın dönüşümü için acele edin!
Do not hasten to bid me adieu
Bana veda etmekte acele etme
Make haste, Jane, make haste.
Acele et Jane.
Jesu, what haste!
Bu ne acele!
I'm writing this in haste.
Aceleyle yazıyorum.
And in her haste, the Baker's wife took no notice of a second beanstalk climbing skyward.
Acele eden fırıncının karısı göğe doğru yükselen ikinci fasulye sırığını fark etmedi.
And your support will not hasten its resolution.
Desteğiniz de çözümü hızlandırmayacak.