Примеры использования: hash

We wanted to hash things out.
Karma şeyler istiyorduk.
- And those are hash bars?
- Haşhaş barları mı?
You think I like slinging hash?
Et falan doğramak için mi?
Order me, um, a raspberry crepe and a brick of hash.
Bana bir böğürtlenli kek, biraz da esrar söyle.
Henry has made a complete hash of telling Mother.
Henry derdini anlatarak annemin kafasını karıştırdı.
We found some hash in the guestroom.
Sonra da misafir odasında biraz esrar bulurlar.
It was hash, actually.
Aslına bakarsan esrardı.
Opium, sometimes mixed with hash.
Afyon, bazen de esrar ile karıştırıyorum.
- Hash is legal there?
- Esrar burada yasal değil mi?
Let's hash this out.
Şu işi bir karıştıralım.
I see a man with hash under his fingernails who likely smokes it alone.
Onun tırnaklarının altında karma bir adam görmek olasılıkla tek başına içiyor kim.
OK, so tell me again about the hash bars.
- Şu haşhaş barlarından tekrar bahset bakalım.
Hash brown potatoes.
Doğranmış patates kamyonuydu o.
If you're the proprietor of the hash bar, it's legal to sell it.
Haşhaş barı sahibiysen satmak da serbest.
Besides cheap hash and a repulsively low age of consent.
Ucuz haşhaş ve rahatsız edici derecede düşük olan reşitlik yaşı dışında.
Moron was home cooking hash oil.
- Moron herif evde haşhaş yağı pişiriyor.