Примеры использования: gush

Like venting an oil gush.
Bir yağ fışkırmasını havalandırma gibi.
So, I'd suggest you unblock your gush by Thursday.
O yüzden perşembeye kadar coşkunu serbest bırakmanı öneririm.
The gush of wind, is now a refreshing breeze
Rüzgarın coşması, şimdi tatlı bir esintidir.
Okay, once I cut the fundus, there's gonna be a gush of amniotic fluid.
Tamam, fundus'u kestiğimde amniyotik sıvı fışkırması olacak.
I won't have Kurt standing around while you and I gush to Emily.
Senle ben Emily ile coşkuyla konuşurken Kurt'un buralarda dikilmesini istemiyorum.
And liberated souls would gush from the chimneys.
Ve özgürleşmiş ruhlar bacalardan fışkırabilecek.
I don't mean to gush.
Taşkınlık yapmak istememiştim.
But that's the way the oil gushes.
Ama petrol fışkırıyor işte.
- You gush about me?
- Benim hakkımda taşkınlık
The tender passion gushes out of a man's heart.
O tatlı heyecan, erkeğin kalbinden taşar.
Since then there has been this gush of water.
Bu su o zamandan beri fışkırır.
I guess that means I don't have to listen to you gush about her for once.
Ben bir kez için onun hakkında taşkınlık dinlemek zorunda değilsiniz anlamına geliyor.
LIQUID GUSHES Hello, Bill.
SIVI Bill Merhaba coşar.
Eternal promises and sentimental gush..
Sonsuz sözler ve duygusal fışkırma..
How she blushes How she gushes
Nasıl da kızarıyor Nasıl da coşuyor
All she does is gush and say you're wonderful.
Tüm yaptığı taşkınlık ve harika olduğunu söylemesi.