Примеры использования: gulf

Thinks he has Gulf War Syndrome.
Kendisinde Körfez Savaşı Sendromu olduğunu düşünüyor.
All around its margins lies the gulf.
Yazılı alanın dışındaki kenar boşluklarında ölüm kol geziyor.
You met my mom during the Gulf War.
Annemle Körfez Savaşı sırasında tanışmışsın.
There is a gap, there is a gulf between what is true and what is provable.
Dolduramadığımız bir boşluk var, doğru olan ve kanıtlanabilir olan arasında ince bir çizgi vardır.
The gulf stream does the trick for me.
Körfez akıntısı benim işime yarıyor.
To demonstrate the vast gulf between what we say and what we mean.
Söylediklerimizle kast ettiklerimiz arasındaki büyük boşluğu kanıtlamak için.
Oh, that trip down to the Gulf, yeah.
Körfez yolculuğu, evet.
This is Gulf Coast 3629, radio 811.
Burası Gulf Körfezi 3629, radyo 811.
It's a tremendous gulf.
Arada çok büyük bir uçurum var.
Not everyone that applies to Our Lady of the Gulf gets in.
Our Lady of the Gulf'a her başvuran kabul edilmiyor.
And somehow these big brains must explain the vast gulf that we see between ourselves and our closest ape relatives, the chimpanzees.
Bir şekilde, büyük beyinlerimiz, en yakın akrabalarımız olan şempanzelerle aramızdaki derin uçurumu açıklayabilir.
Just like BP's did after their incident in the Gulf.
Tıpkı, BP'nin Gulf'taki olayından sonra yaptığı gibi.
There's a gulf between us, between me and you all!
Aramızda uçurum var, Sizlerle benim aramda!
He is on his brother's houseboat in Gulf port, Mississippi.
Mississipi'deki Gulf limanında, kardeşinin teknesinde kalıyor.
There's a huge gulf between setting up a long con... and actually walking away clean.
Uzun süreli bir dolandırıcılıkla, elini kolunu sallaya sallaya çıkmak arasında bir uçurum vardır.
UFOs caused Gulf War Syndrome.
Demek Körfez Savaşı Sendromu'na UFO'lar neden oldu !