Примеры использования: grown

Maybe I've grown up.
Um, these are all grown from cuttings.
Yetişmişlerin hepsi ilk tomurcuktan oluyor.
Because I'm a grown man.
Çünkü koskoca adamım.
They want me to grow it for them in my uterus!
Ve... ve... bebeği benim rahmimde büyütmek istiyorlar.
We grow up learning it.
Bunları öğrenerek yetişiriz.
I'm gonna grow hearts.
Science always assumed... that although the universe continues to grow in size... it would eventually slow in its expansion... or perhaps even collapse on itself.
Bilim adamları her zaman... evren büyüklük olarak genişlemesine rağmen... sonunda genişlemenin yavaşlayacağını... ve belkide kendi üstüne çökeceğini düşünmüştü.
I am sure your brother should grow into your stature, Gonfaloniere.
Kardeşinizin sizin itibarınıza ulaşacağına kuşku yok yargıç.
He is a grown man.
O yetişkin bir erkek.
With the carp we should drink a Mosella white from '76... .. grown on the Rive Gauche, left side.
Biz Sazanla 76 model beyaz Mosella içe biliriz ...Rive Gauche'de yetişen, sol yakasında.
Sir, their army will grow.
Efendim, orduları daha da büyür.
Am I not allowed to grow up and change my priorities?
Gelişip önceliklerimi değiştirme hakkına sahip değil miyim?
My mom used to grow lilacs.
Annem leylak yetiştirirdi.
You let your hair grow.
Saçını uzatmışsın.
It will grow soon.
Gittikçe artacaktır.
It looks harmless now, but it could grow into something dangerous.
Şimdi zararsız gözüküyor ama tehlikeli bir şeye dönüşebilir.