Примеры использования: grabbing

There's no sin in grabbing.
Kapmanın bir günahı yok.
I like something to grab onto.
Tutunacak bir şey isterim.
They're making a grab, I hear.
Duyduğuma göre adam kapıyorlarmış.
You want to send Yo-Yo back into that building to grab a hunk of plutonium,
Yo-Yo'yu ağır bir plütonyum parçasını alsın diye... o binaya göndermek istiyorsunuz.
nice grab.
I can grab the sword.
Kılıcı tutabiliyorum!
He decides to grab her at the memorial.
Mailer da onu törende kaçırmaya karar verir ama neden?
Hey, man, you didn't complain when we were grabbing him.
Onu kapma zaman Hey dostum, sen şikayet etmedi.
Grab her.
Yakala onu.
Those guys will grab anything!
O adamlar tuttuğunu bırakmaz!
So, we just grab all three of them?
Üçünü de kaçıracak mıyız?
And everyone went nuts and started grabbing things.
Herkes deliler gibi bir şeyler kapmaya başladı.
You grab onto her, your hands will disappear.
Ona tutunursan ellerin kaybolur gider.
Grab a donut and get to work.
Bir donut kapıp işe koyulun.
I grabbed one of Travis' cameras, because I wanted to show you some of the pictures that he's been taking of you and Sara.
Travis'in makinelerinden birini aldım çünkü Sara ile olan resimlerinizi sana göstermek istiyorum.
Grab the girl!
Veledi yakala!