Примеры использования: gover

There are three kinds of laws which govern us all.
Bizi yöneten üç tür kanun vardır.
He allows emotions to govern him.
Duygularının onu yönetmesine izin veriyor.
Your ancestors knew this when they made laws to govern themselves, and hired policemen to enforce them.
Atalarınız bunu bildikleri için kendilerini yönetecek kanunları yaratıp, onları uygulayacak polisleri çalıştırdılar.
Let reason govern.
Nedenle yöneten edelim.
"Properties of consciousness arise from the physical laws that govern our universe."
"Bilinç özellikleri, evrenimizi yöneten fizik kanunlarından ileri gelir."
There are strict Department of Corrections guidelines that govern every aspect of an execution.
Hükmüm uygulanmasi için ceza bölümünün degismez esaslari vardir.
To govern it all is to govern for all.
Her şeyi yönetmek, herkes için yönetmektir.
You and I both know how impossible it would be to govern this fleet without the backing of the military.
Askerlerin desteği olmadan bu filoyu idare etmenin imkansız olduğunu ikimiz de biliyoruz.
If women are a moral force, can't they govern, preach and testify?
Kadınlar ahlaki bir güçse, yönetemez, tanık olamaz mı?
A king must teach his prince how to govern.
Bir kralın, prensine nasıl ülke yönetileceğini öğretmesi gerek.
Come back and help me govern.
Gelip yönetmeme yardım et.
Your son is too young to govern this country if something happened to you.
Oğlunuz çok genç Bu ülkeyi yönetmeye birşeyler oldu eğer.
Since he was killed, this house rots with no male to govern it.
O öldürüldüğünden beri bu ev, yönetecek bir erkek olmadığı için çürüyor.
If the King should die, leaving the Lord Prince at his tender age, have you either devised or suggested who should govern him in this realm?
Eğer Kral, Prens'i bu küçük yaşında bırakarak ölürse, bu krallıkta onun vasisinin kim olacağını düşünmek ya da önermek gibi bir şey yaptınız mı?
Einstein's theory, the laws that govern the very large planets and such.
Einstein'ın kuramı, çok büyük gezegenleri falan ele alıyor.
And now you are to govern my people, and I am to do what?
Şimdi sen halkımı idare ederken ben ne yapacağım?