Примеры использования: golden

In other words, silence is golden.
Bir başka deyişle sükut altındır.
Currently, we have 6,380,530 golden ducats in our treasury.
Bugün kaydıyla hazinemizde 6 milyon 380 bin 530 duka altınımız var.
The annual income of the Ottoman Empire is 11 million golden ducats.
Devlet-i Aliyye'nin yıllık geliri, 11 milyon duka altındır.
Silence is golden.
- "Sükut altındır."
Well, silence is golden, right?
Şey, sükut altındır değil mi?
Silence is golden, Timothy.
Sükut altındır Timothy.
Its hilt was golden like the color of my hair.
Kabzası tıpkı saçımın rengi gibi altındı.
Your youth and the mastery of all the spells and magic that were yours in that golden time long ago, back when you were at the height of your powers.
Gençliğini ve uzun zaman önceki altın yıllarda gücünün zirvesindeyken sahip olduğun büyü ve sihir yapabilmedeki tüm ustalığını...
And most importantly, to find the Golden Ring, you must remember what you heard when you weren't even listening.
Ama en önemlisi, altın yüzüğü bulmak için.... ...dinlemiyorken duyduğunuzu hatırlamak zorundasınız.
Lenny says he wants to spend his golden years with Marge, and Dave's wrist isn't getting any better, so--
Lenny altın yıllarını Marge ile geçirmek istediğini söyledi ve Dave'in el bileği iyiye gitmiyor bu yüzden...
I don't know, I make a movie, become rich and famous, win an Oscar, a Golden Globe and live an incredibly wonderful life.
Bilmem, bir film çeker, zengin ve ünlü olur Oscar, Altın Küre ödüllerini alır ve son derece harika bir hayat sürebilirim.
"Find the golden giraffe, and we'll send you and your family to Africa."
"Altın zürafayı bulun ve sizi ailenizle birlikte Afrika'ya gönderelim."
Many from the golden age of Mercia when our kingdom was powerful, proud and stood head and shoulders above any other kingdom on this island.
Bir çoğu kralımızın güçlü, gururlu olduğu ve bu adadaki diğer her krallıktan üstte olduğu Mercia'nın altın çağından kalma.
The only thing I've read about your big brother, Lyman, has made him out to be congress' golden boy.
Erkek kardeşin, Lyman hakkında okuduğum tek şey kendini kongrenin altın çocuğu yaptığıydı.
You can't call a structure covered in spray-on stucco "golden" anything.
Aerosol boyayla kaplı bir ev "altın" sıfatlı hiçbir terimi haketmiyor.
If it means shattering your golden throne in history, linking your name forever to this city's darkest hour, then my life is a small price to pay.
Tarihteki altın tahtını parçalayıp ismini sonsuza dek şehrin en karanlık anıyla bağdaştıracaksa benim hayatım ödenecek küçük bir bedel.