Примеры использования: glitter

Dancing boys, glitter falling from on high?
Dans eden erkekler, yukarıdan dökülen simler falan mı?
The way light interacts with those electrons is what makes gold glitter.
Altına parlaklığını veren ışığın bu elektronlarla etkileşimidir.
Glitter bomb!
Pırıltı bombası.
GLITTER AND SHINE.
Parıl parıl parlıyordun!
No... glitter.
Hayır, sim bulaşmış.
Glitter eye shadow?
Parlak far mı?
I think it needs more glitter.
Bence daha fazla ışıltı gerek.
Becky, I need the two of you to escort me to my hyperbaric chamber, as I have glitter in my eyes.
Becky, ikinizin basınç odama kadar bana eşlik etmenizi istiyorum çünkü gözüme pırıltı kaçtı.
Attack glitter!
Işıltı saldırısı!
I'm sorry, I got glitter in my eye!
Üzgünüm, gözüme parıltı kaçtı da!
It's all cocktails and glitter up there.
Orada sadece kokteyller ve gösteriş var.
Adding glitter to the Gold.
Altın içine parıldıyor
Jessica Glitter?
Jessica Glitter?
Hey, sarge, do you know where we keep the glitter?
Hey, Çavuş, simleri nerede sakladığımızı biliyor musun?
It was a very small clique of people that were into the glitter scene in L.A.
Los Angeles'taki parıltı ortamına ilgi duyan çok ufak bir zümre vardı.
Serene and far removed... from the false glitter... the raucous music and the neon lights of this modern world.
...sahte gösterişten, bu modern dünyanın kulak tırmalayan müziklerinden ve neon ışıklarından uzak.