Примеры использования: glamour

We must relinquish the giddy glamour of show business... and return to the humble pleasures of the neighborhood shopkeeper.
Şov dünyasının sersem edici çekiciliğinden vazgeçip semtin mütevazı bakkalı olmanın zevkine dönmeliyiz.
The heart eKclaimed, the moment I saw the glamour of my love..
Kalbim şimdi duracak, aşkımın sihrini gördüm.
Abby and I are not exactly the glitz and glamour type.
Abby ve ben gösteriş ve ihtişamı seven kişiler değiliz.
I can only glamour humans.
Sadece insanları büyüleyebiliyorum.
-Glamour nana.
-Çekici büyükanne.
There was a certain kind of business glitz and glamour in Los Angeles.
Los Angeles'ta bir çeşit iş cazibesi vardı.
It's quite the effective glamour spell.
Görüntü büyüsü yapımında müthiş etkilidir.
Hey, you want to glamour me?
Beni büyüleyecek misin?
i mean, it'd take the glamour out of being a pilot, wouldn't it?
Pilotluğun cazibesini kaçırırdı, değil mi?
A glamour spell.
Büyüyle saklanmış.
We knew you couldn't do without your glamour boys.
Göz kamaştırıcı kızların olmadan yapamayacağını biliyorduk.
Glamor charm.
Sihirli cazibe.
Zelena's not gonna keep wearing that glamour, and Roland's not gonna understand where his mother's gone.
Zelena bu çekiciliği sürekli taşımayacak, ve Roland annesinin nereye gittiğini anlamayacak.
I've been meaning to thank you... it is so awesome getting my glamour back.
Sana teşekkür etmeliyim aslında... sihirlerimi geri almam harika oldu.
And there's no glamour to his life in that sense.
Hayatında hiç böyle bir ihtişam yok.
Glamour in mini golf.
Mini golfte cazibe.