Примеры использования: garnish

we garnish and serve.
süslenir ve servis edilir..
Garnish my celery?
Sap kerevizinden garnitür mü yapacaksınız?
It has a chestnut garnish, nice for the time of year.
Kestane çeşnisi var, yılın bu zamanı için çok hoş.
We didn't garnish anything, he confessed.
Bir şeyi haczettiğimiz yok, kendisi itiraf etti.
That's a garnish, not something to eat.
Süs o, yiyecek değil.
But if you didn't steal anything, why are you letting them garnish your wages at all?
Madem ki bir şey çalmadınız, neden maaşınızın haczedilmesine izin veriyorsunuz?
Finally, we garnish this potpourri with a title composed of from one to four words, selected because they are eye-catching and provocative.
Sonunda, biz bu karışımı seçilmiş birden dört kelimeye kadar oluşan bir başlıkla süsleriz, çünkü bunlar göze çarpıcı ve etkileyicidir.
To garnish a defendant's wages, you have to show that she has no obvious means of settling a judgment should one be rendered against her.
Davalının gelirini haczetmek için... onun maddi bir varlığı olmadığına dair, kesinleşmiş bir yargı kararının verilmiş olması gerekir.
We're just going to garnish your salary.
Maaşını haczedeceğiz.
Wait, that's a garnish.
Dur, o süstü.
Add some garnish here.
Biraz da süsleyelim.
I don't care how much they promote it, kale is a garnish.
Ne kadar reklamını yaparlarsa yapsınlar lahana sadece bir garnitür.
Garnish it with far of a and a sliced avocado.
Bir dilim avokado ile süsleyin.
She could make every course, every garnish come alive by making it a character in a story.
Annem her hareketini, her garnitürü hikayesinde canlı bir karakter haline getirirdi.
Garnish it with spinach.
Ispanakla süsleyin.
Halloween is that magical day of the year when a child is told their grandmother's a demon who's been feeding them rat casserole with a crunchy garnish of their own scabs.
Cadılar Bayramı bir çocuğa ninesinin onu kendi derisinden yapılmış çıtır garnitürle besleyen şeytani şahıs olduğunun söylendiği büyülü gündür.