Примеры использования: gains

Your loss, her gain.
Senin kaybın, onun kazancı.
Polls show a 12% gain.
Anketler %12 artış gösteriyor.
"At last the plane took off and gained altitude
Nihayet, uçak havalandı ve yükselmeye başladı
What's there to gain?
Ne işe yarar ki?
And gain his approval.
Kira'nın rızasını kazanacağım.
But if time was what you needed to gain a little perspective...
Ama ihtiyacın olan görüyü sana kazandıran zaman oldu.
Weak from lack of food and water, they use thermals, rising columns of warm air, to gain height.
Açlık ve susuzluktan zayıf düştükleri için, termal akımları, yükselmekte olan ılık havayı kullanıyorlar.
When you gain your strength, we'll revisit that remark.
Eski gücüne kavuştuğunda, bu tabiri tekrar gözden geçireceğiz.
He will do anything for personal gain.
Aslında şahsi menfaatleri için her şeyi yapabilecek biri.
Weight gain.
Kilo artması.
I stand to gain as much as you.
Ben de senin kadar kazançlı çıkıyorum.
- Louise, you have to gain ground today.
- Louise, bugün bir ilerleme kaydetmelisin.
99.9% of the speed of light is just fine, but no matter how hard you try, you never gain that last decimal point.
Işık hızının yüzde 99.9'una ulaşmak mümkün fakat ne kadar zorlarsanız zorlayın son ondalık noktaya asla ulaşamazsınız.
He uses his power and wealth to gain information.
Gücünü ve parasını bilgi edinmek için kullanıyor.
Poly executes a perfect screen pass for an eight-yard gain.
Poly müthiş bir pas ile sekiz yarda ilerliyor.
What would they have to gain?
Bundan ne kazançları olabilir?