Примеры использования: gained

And gain his approval.
Kira'nın rızasını kazanacağım.
But if time was what you needed to gain a little perspective...
Ama ihtiyacın olan görüyü sana kazandıran zaman oldu.
Weak from lack of food and water, they use thermals, rising columns of warm air, to gain height.
Açlık ve susuzluktan zayıf düştükleri için, termal akımları, yükselmekte olan ılık havayı kullanıyorlar.
When you gain your strength, we'll revisit that remark.
Eski gücüne kavuştuğunda, bu tabiri tekrar gözden geçireceğiz.
We should be able to gain access from here.
Buradan ulaşmak zorundayız.
A desire to gain military experience raised your objection.
Askeri tecrübe edinme arzusu senin karşı çıkışlarından doğmuştur.
The more you give up, the more you shall gain.
Vazgeçtikçe ilerlemelisin.
And both gain.
Ve böylece her ikisi de kazanır.
99.9% of the speed of light is just fine, but no matter how hard you try, you never gain that last decimal point.
Işık hızının yüzde 99.9'una ulaşmak mümkün fakat ne kadar zorlarsanız zorlayın son ondalık noktaya asla ulaşamazsınız.
He uses his power and wealth to gain information.
Gücünü ve parasını bilgi edinmek için kullanıyor.
Poly executes a perfect screen pass for an eight-yard gain.
Poly müthiş bir pas ile sekiz yarda ilerliyor.
Gain back the years?
Yılları geri kazanmak için?
What will he gain from something like this?
Böyle bir şey yapmak ona ne kazandıracak ki?
Gain altitude faster.
Daha hızlı yükselerek.
If you do so, I think you'll find Madam that without the pain of labour, and childbirth, you'll gain a treasure of the daughter who may please you even more than your own children by the King.
Eğer dediğinizi yaparsanız, bence sizi kraldan olacak kendi çocuğunuzdan daha mutlu edecek bir kızın servetine, görev ve doğum acısı çekmeden kavuşacaksınız.
The team's still on site but they've been unable to gain access to the building.
Ekip hala o bölgede ama binaya ulaşamadılar.