Примеры использования: fun

Fun is good.
Eğlence iyidir.
Was it fun?
Look, I-I mean, I meant it, but I was trying to be fun...
Bakın benim yapmak istediğim şey, aslında bir şakaydı...
It wasn't fun anymore.
Artık zevk vermiyordu.
I made fun of his accent.
- Aksanıyla dalga geçtim.
This is so fun!
Çok komik!
- Dark and fun.
- Karanlık ve neşeli.
Well, Itchy and Scratchy are gone, but here's a cartoon that tries to make learning fun!
Kıymık ile Tırmık gitti, ama eğlendirici başka bir çizgi filmle karşınızdayız.
Have fun.
Look, we only have a few more years left to go to college and learn all the fun stuff like acting and fencing and choreography.
Üniversitede eskrim, oyunculuk ve koreografi öğrenmek için önümüzde birkaç sene kaldı.
Not for anything except fun.
Sadece keyif aldıkları için.
I put the "fun" in funeral.
Cenazenin tek neşesiyim.
- Please don't spoil all this fun.
- Lütfen şu keyifli ortamımızın içine etme.
And it is not polite to make fun of people.
Ayrıca insanlarla alay etmek hiç komik değil.
It was fun one time, but--
Bir kereliğine eğlenceliydi ama...
- It wasn't fun?
- Zevkli değil miydi?