Примеры использования: frying

Is frying pan!
Kızartma Tavası bu!
It'll fry it.
I'll have the clam chowder, fried chicken with a baked potato and chocolate chiffon pie.
Ben bir istiridye çorbası, kızarmış tavuk yanında patates ve çikolatalı pasta istiyorum.
Frying pan.
Kızartma tavaları.
Can you fry those ones, too?
Onları da kızartabilir misin?
Because so far all I have are fried potatoes, canola oil, beef, ketchup...
Çünkü şu ana dek sadece kızarmış patates kanola yağı, et ve ketçap var.
Frying pan, here..
Kızartma tavaları burada, gelin..
Let's not fry anything.
- Hiçbir şey kızartmayalım.
One time I saw my mom knock my father unconscious with a frying pan.
Bir keresinde annemin babamı tavayla bayılttığını görmüştüm.
Well, I sure as hell don't wanna fry in the sun.
Gün ışığında kavrulmak gibi bir niyetim yok.
Fry, is my colossal eye too big?
Fry, sence gözüm çok mu büyük?
Out of the frying pan!
Tavadan inin!
He'll fry when he tries to re-enter.
Atmosfere girmeye kalkarsa kavrulacak.
(sniffs) I sure am, Brother Fry.
(sniffs) Eminim, Kardeş Fry.
Astor... want to help me find the frying pan?
Astor... tavayı bulmama yardımcı olmak ister misin?
Uh, fried okra and banana bread.
Kavrulmuş bamya ve muz ekmeği.