Примеры использования: frugal

Well, you could be very frugal.
Çok tutumlu olabilirdiniz yani.
Frugal and mean.
Sade ve vasat.
With no money and being frugal, you push away, and stick to a man with a lot of money.
Parasız ve basit olmayı bir kenara bırakıp paralı bir adama yapışıyorsun.
Yeah, I don't mind frugal, but I hate cheap.
Evet, idareli olmak umrumda değil ama ucuz şeylerden nefret ederim.
He was frugal in life.
Yaşamı basitti.
You must've been mighty frugal over the last six weeks since you been gone.
Gittiğinden beri son altı haftadır oldukça idareli kullanmış olmalısın.
it's frugal, but good.
Basit ama güzel.
We just need to be a bit frugal.
Sadece biraz idareli olmalıyız.
Things are positively frugal around here.
Burada gayet idareliyiz.
Well, you're a proud and frugal man.
Gururlu ve kanaatkâr bir adammışsın.
The lady who carried these dishes in is a frugal, hardworking soul who's managed to support herself by running this boarding house.
Bu tabakları içeri taşıyan bayan tutumlu, çalışkan biriydi, bu pansiyonu işleterek geçimini sağlıyordu.
Leslie, I'm a frugal man.
Leslie, ben kanaatkâr bir insanım.
I imagine you're frugal, but subtracting for the grocer, transportation, clothing, sundries and what have you, it seems these particular quarters are above your means.
Tutumlu olduğunuzu tahmin ediyorum ama market alışverişi yol parası, giyecek ve diğer giderleri hesaplarsak bu özel dairelerin gelirinizin çok çok üstünde olduğu aşikar.
I tend to be frugal.
Kanaatkâr olmaya çalışıyorum.
- Very frugal for gazillionaires.
- Dünya kadar parası olan biri için fazla tutumlu.
In such a frugal environment, the pika's farming helps to kick start the food chain.
Bu kanaatkâr ortamda pikanın çiftçilik faaliyeti besin zincirinin oluşmasına yardımcı oluyor.