Примеры использования: froze

Because he makes me freeze.
Çünkü donakalıyorum.
You want to freeze her?
Onu dondurmak mı istiyorsun?
I want to freeze time with them, so-so that I can get a little bit more.
Onlarla birlikteyken zaman donsun ki, daha fazla onlarla birlikte olabileyim.
Like a brain freeze?
Beyni donmuştur belki?
Starboard canards frozen.
Sağ kanatçıklarda buzlanma.
You'll get the breeze up and you'll end up with a freeze up
Hafif bir rüzgar eser Sonra donakalırsın
Freeze frame high five!
Dondurulmuş görüntü beşliği!
Not only did I violate my confidentiality agreement, but I gave you guys the numbers protecting the most valuable frozen asset in the world!
Gizlilik anlaşmamı ihlal etmekle kalmayıp size bu dünyadaki en pahalı donmuş varlığı koruyan şifreyi verdim!
I freeze up.
Donup kalıyorum.
The connection points freeze up.
Bağlantı noktaları buzlanır.
A lot of students freeze up on their first Bovie, but you were calm, steady.
Birçok öğrenci ilk Bovie'sinde donakalır, sen sakindin.
And... freeze.
But this frozen waterfall is nothing compared to the ice that's all around me in the form of glaciers.
Ama bu donmuş çağlayan, etrafımdaki buzullara kıyasla devede kulak kalıyor.
- You wanna freeze?
- Donmak mı istiyorsun?
The containers are moving automatically, to prevent freezing.
Taşıyıcılar buzlanmaya karşı otomatik olarak hareket ederler.
It's hard to be a surgeon when you freeze every time someone hands you a scalpel.
Eline her neşter aldığında donakalırken cerrah olmak çok zor.