Примеры использования: free time

My story begins at the dawn of time in the faraway realm of alphabetrium.
Benim hikayem zamanın başlangıcında çok uzaklardaki Alfaberiyum diyarında başlıyor.
Let's give Bradley a chance this time.
Bu sefer Bradley'a bir şans verelim.
Just marking time.
Vademi bekleyeceğim.
That one's free.
Bu verdiğimiz ücretsiz.
The free folk are stubborn.
- Özgür halk inatçıdır.
Free boat!
Bedava tekne için!
Catching it in time would have been before it invaded the tissue around my thymus.
Timusumun etrafındaki dokuya yayılmadan önce olsaydı zamanında yakalanmış olurdu.
Oh, better luck next time, Pink Cheeks.
Bir dahaki sefer artık pembe yanak.
I have done, for a long time.
- Uzun süredir, öyle yaşıyorum.
Uh, is this not a good time or...?
Eh, iyi bir vakitte aramadım galiba?
Let's do this another time.
Uygun bir zamanda çıkarız artık.
I free you.
Sizi serbest bırakıyorum.
- Phillips has broken free.
Phillip'in önü açık.
Pool table's free.
Bilardo masası boş.
I was raised in Rivendell for a time.
Ayrıkvadi'de yetiştirildim bir süre.
Today, today I actually found time to organize a thought.
Bugün, sonunda bir düşünceyi kafamda şekillendirecek vakit buldum.