Примеры использования: framed

- And it comes framed?
- Ve çerçeveli mi olacak?
Frame Riley?
Riley'ye karşı tertip düzenlemek mi?
We'll frame that and hang it on the wall above Lillian's crib.
Bunu çerçeveletip Lillian'ın beşiğinin yanındaki duvara asarız.
Frame me for her murder?
Cinayeti için bana komplo kurmak?
For only 15 shillings, dullards lik e yourself can obtain beautifully framed photographs of other people's lives.
Sadece 15 şilin karşılığında, sizin gibi ahmaklar başka insanların hayatlarının çerçeveli fotoğraflarını edinebilecek.
I oughta frame mine.
Benimkini de böyle düzenlemeli.
You're trying to frame me.
Sen beni kuruyorsun.
Trying to frame an innocent man for the crimes of a Grayson?
Bir Grayson'un suçlarını masum bir adama mı yıkmaya çalışıyorsun?
Oh, that'll be one to frame.
I made that up to frame him.
Onu oyuna getirmek için ben uydurdum.
It's how we frame it.
Mesele nasıl kuracağımız.
In an effort to frame the boy.
- Suçu üzerine yıkmak istedi.
You didn't tell Rajiv, that when you sent me those parathas... you had sent me a letter, that I take this photograph... and frame it beautifully.
Bana o parathasları gönderirken, bir mektupta gönderdiğini Rajiv'e söylemedin, ki bu fotoğrafı aldım ve onu güzelce çerçeveledim.
YOU COULD FRAME THEM.
Long time no frame.
Sana komplo kurmayalı çok oldu.
I put in my 30 and the only thing that'll be left of me on that job is an eight-by-eleven framed picture in the western hallway.
30 yılımı doldurmuş oluyorum bu işi yaptığımdan dolayı benden sonraya kalacak tek şey salonda 8'e 11 çerçeveli bir fotoğrafım.