Примеры использования: fragments

A comet fragment into a meteor that hit Japan.
Kuyruklu yıldızın bir parçası Japonya'ya düşmüştü.
This is a fragment of the world with a little avant-garde.
Bir dünya fragmanı artı avangard.
One from the fragment and one from saliva.
Biri kırıntıdan diğeri de tükürükten.
If we push further, we risk destroying the fragments we're trying to retrieve.
Daha fazla zorlarsak, ulaşmaya çalıştığımız bölümler zarar görebilir.
He heard a fragment of a conversation.
Çok az bir kısmını duymuş.
Elevating the fragment.
Parçayı alıyorum.
We do fragments.
Fragmanlar yapıyoruz.
Your white fragment.
Accessing fragments of Arnold's code.
Arnold'ın programının bölümlerine erişiyor.
Only a fragment of it is showing!
Sadece küçük bir kısmı görünüyordur!
Bone fragment.
Kemik parçası.
Maybe fun is just fragments of existence with better packaging.
Belki de eğlence, hayatın daha iyi paketlenmiş bir fragmanıdır.
You may be a bit of undigested beef, a blot of mustard, a crumb of cheese, a fragment of an underdone potato.
Hazmedilmemiş bir et, bir parmak hardal, bir peynir kırıntısı, az pişmiş bir patates kalıntısı olabilirsin.
Like glittering fragments of the rainbow.
Gökkuşağının ışıl ışıl bölümleri gibi.
You see this fragment?
Şu kısmı görüyor musunuz?
You found only a fragment?
Sadece bir parça mı buldunuz?