Примеры использования: folded

And now they're gonna fly him back... and leave me with a folded flag and a bunch of medals.
Şimdi onu geri gönderecekler ve kıvrık bir bayrak ve bir grup madalyayla bırakacaklar.
That's my lucky red hat sittin' on top... of a double-corrugated, eight-fold, 1 4-gauge box.
Uğurlu kırmızı şapkam çift oluklu, 8 kıvrımlı, 14 cm çaplı bir kutunun üstünde duruyor.
I mean, everybody has a right to organize, but if MCC has to start covering benefits, the whole venture's gonna fold.
Yani, herkesin organize etme hakkı vardır ama MCC fayda içeren işlere başlarsa bütün ortaklık bükülür.
Like we fold our arms the opposite ways.
Kollarımızı kavuşturma yönlerimiz ayrı.
This flank's going to fold!
Bu kanat çökmek üzere!
He may be able to take a punch, but put him in a witness chair and Abe Attell will fold like hot laundry.
Hamlesini yapacaktır ama onu tanık sandalyesine oturtursa çamaşır gibi çırpar.
The room's a wreck, but her napkin is folded.
Oda harap oldu ama peçetesi katlı.
- You fold it, you bought it.
- Katladın, satın alacaksın.
You keep your shirts folded, ready to pack.
Gömleklerini katlı halde, çantaya koymaya hazır halde tutuyorsun.
Fold them like swans.
Kuğu gibi katlayacaksın.
You take a hot dog Stuff it with some jack cheese Fold it in a pizza ?
"Bir sosis alırsın, içini peynirle doldurursun, pizzaya sararsın,"
She gets tons of catalogs and, um, she'll fold down the pages of the things she thinks I'd like.
Bir sürü katalog alıp, seveceğimi sandığı sayfaları kıvırıyor.
Z, fold this up.
Z, dür şunu.
Hands folded, she's leaning.
Elleri kıvrık, eğimli şekilde duruyor.
This is a picture taken of the surface of Mars, and you see those typical horseshoe shapes of the folds.
Bu Mars yüzeyinden çekilmiş bir resim ve şu tipik kıvrımlı at nalı şekillerini görüyorsunuz.
Theoretically, he can fold time as well.
Teorik olarak, zamanı da bükebilir.