Примеры использования: flatten

They begin spinning faster and faster and flatten into a disk.
Daha hızlı dönmeye başlarlar ve de bir disk şeklinde düzleşirler.
They wanted to rehabilitate me... bring me home... flatten my forehead and re-point my ears.
Beni ıslah etmek istediler... eve götürmek... kafamı yassılaştırmak kulaklarımı sivrileştirmek.
I got enough explosives wrapped to my waist to flatten the whole city block!
Belime tüm bloğu düzleyecek kadar patlayıcı sardım.
The crinkles in the surface swiftly flatten out as the leaf expands to its full size.
Yüzeydeki buruşukluklar, yaprak maksimum seviyeye ulaşınca hızla düzleşir.
Some can flatten their bodies so that they catch the air beneath them and glide.
Bazıları vücutlarını yassılaştırıp altlarındaki havayı yakalayarak süzülebilir.
Seems like our victim was flattened before she was flattened.
Görünüşe göre kurbanımız, ezilmeden önce ezilmiş.
We gotta flatten you down.
Saçlarını düzleştirmeliyiz.
Like I'd believe me if I hadn't been bumping between realities and seen us almost flattened by a meteor.
Sanki ben bu gerçeklerle karşılaşmasam ve neredeyse meteor tarafından ezileceğimizi görmesem kendime inanırdım da...
The baler can flatten a car engine.
Öğütücü, bir araba motorunu düzleştirebilir.
The sun flattens itself against the salt pan and disappears.
Güneş tuz gölüne karşı kendini matlaştırıyordu ve yok oluyordu.
He'd flatten the lawn out.
Çimleri ezerdi.
The bailer can flatten a car engine.
Öğütücü, bir araba motorunu düzleştirebilir.
Flatten those perky things out?
O bazukaları bir düzlesek?
The branes flatten and then come together again.
branesler düzleştikten sonra tekrar bir araya gelirler.
It's just-- There was a big mix-up in San Diego... and then I ended up flattening a post office with a truck.
Sadece San Diego'da büyük bi karışıklık oldu ve bir postaneyi kamyonla yassılaştırarak son buldu.
- THEY KIND OF JUST FLATTEN OUT.