Примеры использования: flash

Copied from his flash drive.
Flaş belleğinden kopyaladım.
You know, the neighbor said that she saw a muzzle flash when she heard the gunshot, but what if it was a camera flash?
Komşu, silah sesini duyduğunda bir de alev parlaması gördüğünü söylemişti, peki ya bu bir flaş parlamasıysa?
Flash of mauve Splash of puce
Leylak ışıltısı Eflatun sıçraması
God made sunsets full of color and God made racehorses that run in a flash.
Tanrı gün batımını renklerle doldurdu ve Tanrı yıldırım gibi koşan atları yarattı.
The light will flash if you've left yourself a message.
Eğer kendinize bir mesaj bırakırsanız beyninizde bir şimşek çakacaktır.
Mama, they didn't flash the lights for me either.
Anne, benim için de yakmamışlardı lambaları.
I got a flash.
Flash frozen in a secret process.
Gizli bir işlemle aniden dondurulmuş.
This shouldn't come across as some news flash.
Bunlar hemen anında anlattıkları.
The flash is delayed, like a depth charge.
Parıltı, bir denizaltı bombası gibi gecikiyor.
Something quick, just a flash.
Çabuk şeyler, bir ani ışık.
On those rare occasions when a neutrino actually does collide with a particle of ordinary matter, it produces a ghostly, ring-shaped flash of light.
Bir nötrinonun, sıradan bir madde ile çarpıştığı nadir durumlarda yuvarlak şekilli hayaletimsi bir ışık çakması ortaya çıkar.
There's a big flash.
Bir anda parladı.
I shan't forget the first glimpse of your form... illuminated as it was by flashes of sunlight.
Sizi ilk gördüğüm anı unutmayacağım güneş tarafından aydınlatılmış gibiydim.
Yeah, not flash - he was a student.
Gösterişli bir şey değil, öğrenciymiş.
Hey, so did you get the text about tomorrow's flash mob?
Yarınki flash mob ile alakalı mesajı aldın mı?