Примеры использования: feeding

"This includes feeding, bathing,
"buna besleme, banyo yaptırma,
It's feeding time.
Beslenme zamanı.
I'll keep that in mind when I'm feeding my family dog food in January.
Ocak ayında aileme köpek maması verdiğimde bunu hatırlarım.
I will feed soon.
Birazdan besleneceğim.
I'll feed you after.
Sonra seni doyururum.
But when they do find paradise they're liable to feed and drink for just a few hours and then head back to the dust for no apparent reason.
Ama bir vaha bulduklarında da birkaç saat otlayıp, su içtikten sonra nedensiz şekilde kurak topraklara dönme eğilimindedirler.
Feeding frenzy.
Besleme çılgınlığı.
As night falls... it's feeding time.
Gece olduğunda... beslenme zamanı.
You mean feeding people, preventing famines?
Yani insanları doyurma, açlıkla mücadele mi?
Plankton feeding rays do so, gliding with minimum effort.
Planktonla beslenen ve zahmetsizce süzülen vatozlar gibi.
Where to feed, where to sleep and how to deal with danger.
Nerede beslenilecek, nerede uyunacak ve bir tehlike ile nasıl başa çıkılacak.
With Jan and the kids to feed now...
Jan ve çocuklara bakabilmek için...
And it looks like we can't even feed our family of three.
Üçümüze geçindirmeye gücümüz yetmedi.
Feed my lambs.
Kuzularımı otlat.
We'll try feeding him again later, okay?
Onu sonra doyurmaya çalışırız, tamam mı?
It's a parasite feeding on the loneliness of a child and the sickness of an old man.
Bir çocuğun yalnızlığından ve yaşlı bir adamın hastalığından beslenen bir parazit sadece.