Примеры использования: farming

You'll be safe, tomorrow you'll be farming.
Yarın sen çiftçilik olacak, güvenli olacak.
These things remind the farming community that we're all on the same side.
Bu tarz şeyler çiftçi topluluğuna hepimizin aynı tarafta olduğunu hatırlatıyor.
The arguments in favour of organic farming aren't just about food safety.
Organik tarımcılık lehine tartışmalar... sadece yiyeceğin korunmasıyla ilgili değil.
I want to see your lands, and I want to see how you farm them.
Hem topraklarınızı, hem de onu nasıl işlediğinizi görmek istiyorum.
Used to live and farm in a bountiful valley.
Eskiden yaşadığımız ve ekip biçtiğimiz vadi cömertti.
A farming accident.
Çiftlik kazası.
- I'm not much at farming or ranching.
Ne çiftlikten ne de hayvancılıktan anlarım.
Sillim farming is a meager trade.
Sillum yetiştiriciliği zor bir iştir.
- Pig farming?
- Domuz çiftliklerine mi?
Poultry farming, I'll work in service, sewing...
Kümes hayvancılığı, yardımcılık, dikiş...
Identity farming.
His farm is totally organic.
Yetiştirdiği her şey organik.
- You hate farming, Dad.
- Çiftçilikten nefret edersin, baba.
And I know that, more than anything, he wanted to build a farming community here.
Bir şeyi biliyorum ki her şeyden çok burada bir çiftçi topluluğu kurmak istedi.
We could invest in clean water initiatives, sustainable farming.
Duru su girişimine, sürdürülebilir tarımcılığa yatırım yapabiliriz.
- I farm them.
Yetiştiriyorum onları.