Примеры использования: fairness

Your greatness is matched only by your fairness, Sire.
- Büyüklüğünüz,dürüstlüğünüz ile ölçülür ,efendim
Isn't that simple fairness?
Hakkaniyet bunu gerektirmez mi?
Fairness is important.
Adil olmak önemlidir.
It's gonna be a new era of sunlight and fairness.
Aydınlığın ve eşitliğin çağı olacak.
I wish to say to the press, in all fairness,
Basına söylemek isterim, tüm açıklığıyla,
We will negotiate with honor and with fairness.
Onurla ve güzellikle anlaşacağız.
Peter, all the times we've talked of honesty fairness, justice...
Peter, her zaman samimiyetten dürüstlükten, adaletten konuşurduk.
Fairness is overrated.
Hakkaniyet abartılıyor.
Does fairness not exist in a van?
Doğruluk bu minibüste geçerli değil mi?
Salary isn't about fairness.
Maaşın adaletle ilgisi yok.
Well,honey, in all fairness... those are all things you should be doing anyway.
Tam adillikten söz açılmışken, bunlar zaten yapman gereken şeyler.
How can you be biased toward fairness?
Tarafsızlığa karşı nasıl önyargılı olabilirsin?
The Lord knew that decency and fairness were a commitment, a promise to those who served faithfully that they too will be served in turn.
Efendimiz nezaket ve insafın sorumluluk olduğunu bilir içtenlikle iman edenlere, bunun karşılığını alacakları vadedilir.
In fairness, he apologized.
The effectiveness and fairness of these seizures aside you're doing a bad job selling them.
Bu el koymaların etkinliği ve doğruluğu bir yana sen onları satarak kötü bir iş yapıyorsun.
Basic fairness dictates...
Temel adalet emrediyor ki...