Примеры использования: faction

The Vice Chairman's faction won't accept that argument.
Başkan yardımcısının hizbi kabullenmez böyle şeyleri.
It seems there are various factions vying for power.
Görünen o ki; bu güç için rekabet eden çeşitli gruplaşmalar var.
I have a faction to build.
Kurmam gereken bir grup var.
A faction eager to bring chaos.
- Kaos oluşturmak isteyen bir fraksiyona.
These factions must end.
Bu ayrılık bitmeli.
You've always been part of the "Spike is evil" faction.
Her zaman "Spike kötü" hizbinin bir parçasıydın.
Apparently, some of the factions have resorted to torture to gather their information.
Görünüşe göre gruplaşmaların bazıları bilgi toplamak için işkence yoluna gitti.
There is only one faction now.
Sadece bir grup var şimdi.
This is Romeo Faction.
Burası Romeo Fraksiyon...
And I, you know, for one, know how terribly important it is that all the factions in town get along.
Ve bilirsin bence kasabada ayrılıkların ortaya çıkması inanılmaz korkunç bir şey olur.
The reformers or the Hori faction?
Reformculardan mı, yoksa Hori hizbini mi?
It appears that he's involved with one of the rival factions.
Rakip gruplaşmalardan birine dahil gibi görünüyor.
- I could find out who the faction leader is.
- Grup liderinin kim olduğunu öğrenebilirim.
An old member of the socialist faction he was one of the founders of the city's Communist Party.
Sosyalist fraksiyonun eski üyesi şehrin Komünist Partisinin kurucularından biriydi.
Factions and plots and uncertainty.
Ayrılıklar ve komplolar ve tereddütler.
And all of your faction?
Hizbinle birlikte.