Примеры использования: extinct

How are you not yet extinct?
Nasıl oluyor da hala neslin tükenmiyor?
Our kind is practically extinct.
Neslimiz neredeyse tükenmek üzere.
Cybermen have been extinct for 1,000 years.
Siberlerin türü 1,000 yıldır tükenmişti.
Frankly, I thought they were extinct.
Doğruyu söylemek gerekirse onların soyları tükendi.
Isn't that extinct?
Hâlâ yok olmamış mı?
Because dinosaurs are extinct.
Çünkü dinazorların nesli tükendi.
Left untreated you could become emotionally extinct.
Tedavi olmazsan duyguların tükenir.
I thought mosquitoes went extinct.
Sivrisineklerin türü tükendi sanıyordum.
Nine in ten of all species on the planet went extinct.
Gezegendeki her on türden dokuz tanesinin soyu tükendi.
Coastlines underwater, a million species extinct.
Kıyı şeritlerinin sular altında kalıp milyonlarca türün yok olmasını da.
Very valuable given they're extinct.
Nesillerinin tükendiğini hesaba katarsak çok değerliler.
- Definitely extinct.
- Nesilleri tükendi.
It's thought to be extinct.
- Türün tükendiği sanılıyor.
You know, we--we thought it was extinct.
Bilirsiniz, biz soylarının tükendiğini sanıyorduk.
At least he's not trying to make us extinct.
En azından o yok olmamıza neden olmaya çalışmıyor.
They're extinct.