Примеры использования: expressive

Their eyes are so expressive.
Gözleri çok etkileyici.
Okay, vivid colors, expressive brush strokes.
Pekala, parlak renkler, anlamlı fırça darbeleri.
Very expressive, darling, but I can't quite see you in it.
Çok ifadesel, hayatım, ama seni göremiyorum.
Yes, they are... so expressive.
Evet, bunlar... çok etkileyici.
It is very expressive.
Bu çok anlamlı.
You got expressive hands.
Etkileyici ellerin var.
The Supreme Court found T-shirts to be protected expressive works.
Yüksek Mahkeme tişörtleri korumalı anlamlı eser olarak buldu.
And this company happens to be very expressive in the boudoir which now constitutes most of our house.
Ve bu konuk evimizin çoğunu oluşturan özel odada çok etkileyici olabiliyor.
My face is too expressive.
Benim yüzüm fazla ifadeli.
Expressive eyes.
Canlı gözler.
The expressive self threatened this whole system of manufacturing.
Dışavurumcu birey, bütün bu üretim sistemini tehdit ediyordu.
Anyone ever tell you that you have incredibly expressive eyes?
Çok ifadeli gözlerin olduğunu söyleyen oldu mu?
But the problem was, fewer of the self expressive individuals would take part in focus groups.
Ama asıl sorun, ...focus gruplarına bu dışavurumcu bireylerin artık pek katılmamasıydı.
But really, plywood is more expressive.
Fakat bir kontrplak bile daha ifadelidir.
Color is so expressive.
Renk çok daha dışavurumcudur.
It's the sum total of every expressive medium of all time made interactive.
Gelmiş geçmiş tüm anlamlı ortamların toplamının etkileşimli hale getirilmesidir.