Примеры использования: existence

I'm denying its existence.
Varlığını inkar ediyorum.
Kind of weird that you were that willing to sell my existence out for some trim, Morty.
Bir kuku uğruna var oluşumu bir kenara atmaya bu kadar razı olman biraz garipti Morty.
They denied my existence.
Varlığımı reddettiler.
There's a sort of feedback loop between the existence of living organisms and observers and the laws and conditions which have given rise to them.
Sanırım, yaşayan Organizmaların var oluşu, gözlemciler, yasalar ve onları doğurmuş olan şartlar arasında bir çeşit geri-besleme döngüsü var.
Our entire existence is powered by the energy
Tüm varlığımız enerji tarafından desteklenmektedir.
It's the reason for his existence and the clue for his disappearance
Efendimizin var olma sebebi ve yok oluşunun anahtarı.
Your existence will continue.'
Varlığınız devam edecek.'
It's battered by erosion, and after 4 million years, it's near the end of its existence.
Erozyonlar tarafından hırpalanıyor, ve 4 milyon yıl sonra, yok oluşuna çok yaklaşıyor.
We live on one level of existence, but there are others.
Bizler varoluşun bir seviyesinde yaşıyoruz, fakat başkaları da var.
Whole races have been deleted from existence.
Bütün ırklar mevcudiyetten silindi.
See if you can find a reason for your existence.
Varoluşunuzun bir nedeni var mıymış öğrenin.
"A bro will in a timely manner alert his bro to the existence of a girl fight."
"Bir kardeş, kardeşini kız kavgasının mevcudiyetine karşı tam zamanında uyaracaktır."
Our existence on this earth is a puzzle.
Bu dünyadaki varoluşumuz bir bilmece.
No one has expressed an opinion as to how it will impact the pampered existence of Nicholas Van Orton.
Bunun, Nicholas van Orton'ın şımartılmış mevcudiyetine nasıl bir etkisi olacağı konusunda, kimse fikir yürütemiyor.
I doubt there's any reason at all for our existence.
Anlamsız bir varoluş...
Your existence is done.
Mevcudiyetinin gereği kalmadı.