Примеры использования: exaggerated

It sounds exaggerated.
Kulağa abartılı geliyor.
Some of that's exaggerated, and some of it ain't
Bazıları abartı ancak bazıları ise gerçek.
You over exaggerate things Keskin...
Sen her şeyi gözünde büyütüyorsun Keskin.
Don't exaggerate please...
Abartma lütfen!
Reports of my demise were greatly exaggerated.
Ölüm ilanım fazlasıyla aşırıya kaçtı.
And why do you always have to exaggerate?
Hem niye abartıyorsun?
His reputation is totally exaggerated.
Ünü tamamen şişirilmiştir.
Let us indulge in exaggerated displays of affection!
Hadi bunu abartılı bir yakınlıkla kutlayalım!
They have taken up with this man, with his hijinx and his exaggerated promises.
halk bu adamın büyülerini ve aşırı vaatlerini ciddiye aldı.
They exaggerate all the time.
Sürekli abartıyorlar.
At the whole ridiculous spectacle of life, at people being so serious... taking themselves pompously, exaggerating their own importance.
Hayatın saçmalıklarına, çok ciddi davranan insanlara... havalara girmiş, kendi kendilerini şişirenlere.
Those rumors were greatly exaggerated.
O söylentiler çok abartılıydı.
Furthermore, any rumours of my brush with death are greatly exaggerated.
Ayrıca, ölümden kıl payı kurtulmamla ilgili herhangi bir dedikodu... sadece abartıdan başka bir şey değildir.
Bob Kennedy, Robert Kennedy, whatever you wanna call him, has an exaggerated sense of his own entertainment value.
Bob Kennedy, Robert Kennedy, her neyse, kendi eğlendirme gücünü büyütüyor.
Oh, Bernie, don't exaggerate.
- Bernie, abartma.
You cannot have an animal with exaggerated predator features without the corresponding behavioral traits.
Aşırı avcı özelliklerine sahip bir hayvana ona uygun davranış özellikleri olmadan sahip olamazsınız.