Примеры использования: everyday

And everyday life will be turned upside down.
Günlük yaşam tersine dönecek.
Everyday life can provide honour and valour and...
Her günkü hayat da onur ve yiğitliği sağlayabilir.
Nay, just everyday filth.
- Hayır, sadece basit bir kir.
Most of them died out in the everyday competition with other life-forms.
Bir kısmı, diğer yaşam formlarıyla arasındaki günlük çekişme içinde hayatını kaybetti.
THAT'S THE WAKING HORROR THAT'S OUR EVERYDAY EXISTENCE.
Her günkü varlığımızın uyanan korkusu bu.
With everyday objects, the shape-shifters only had a minimal reaction.
Şekil Değiştiren basit objelerde asgari tepki verdi.
Resistance to Aristarchus, a kind of geocentrism in everyday life, is with us still.
Aristarchus düşüncesinin tersine bir tür geometri merkezlilik, halen günlük hayatımızda.
Can't find a thing in the house that don't look everyday and proper.
Evde her günkü gibi ve uygun görünmeyen bir şey göremiyorum.
I practice hard everyday with Toph and Katara.
Her gün Toph ve Katara ile beraber oldukça sıkı çalışıyoruz.
And ifthey get identified as being anti-meat or challenging people on their everyday habits something that's so dear to people, that it will hurt with their fundraising.
Ve onlar tespit olsun eğer Anti-et olarak Ya da zorlu insanlar gündelik alışkanlıkları üzerinde Insanlar için çok değerli olan bir şey, o onların bağış ile zarar edecek.
Back to the everyday grind.
Olağan angaryaya geri döndük.
I see him everyday.
Onu her gün görüyorum.
He's experienced an everyday miracle.
Gündelik mucizelerden birini yaşadı.
Look, jack, this may be an everyday event for you, but for me it's... oh, i know, i know.
Bak, Jack, bu senin için olağan olabilir ama benim için...
Is everyday like this?
Burada her gün böyle mi geçer?
My research has shown that an everyday high-school clique can take on the characteristics of a cult.
Araştırmalarıma göre gündelik lise grupları kült karakteristiklerde rol oynayabilir.