Примеры использования: erupt

Yeah, they're last to erupt.
Evet, sonuncu o zaman çıkmıştı.
Vesuvius is never going to erupt.
Vezüv asla patlamayacak.
The Sun erupts.
Güneş patlar.
It must erupt all the time.
Her zaman patlatmak gerekir.
The third molar has not fully erupted.
Üçüncü azı dişi tamamen çıkmamış.
Eventually, this whole place will erupt.
Sonuç olarak, bütün burası patlayacak.
Power erupts.
Güç elinde patlar.
- And you made it erupt?
- Patlattın mı peki?
The cloud reading will tell us if Mount Makapu... will remain dormant for another year or if it will erupt.
Bulut okuma bize Akapa Dağı'nın bir başka yıl daha uyuşuk mu olacağını yoksa püsküreceğini mi söyleyecek.
Every day, flares erupt on its surface.
Her gün yüzeyinden patlamalar fışkırıyor.
It was supposed to erupt.
Patlaması gerekiyordu.
Emergency situation erupted.
Acil bir durum çıktı.
There's a volcano waiting to erupt in the Pacific Rim.
Pasifik'in yakınında püskürmek üzere olan bir volkan var.
Once you see a baby horse erupt through that birth canal, you stop even touching yourself.
Bir tayın doğum kanalından fışkırdığını görünce, insan kendine dokunmayı bile kesiyor.
I don't want her to erupt.
Patlamasını istemem.
Big fight erupted, man.
Çok büyük kavga çıktı.