Примеры использования: enough

Will their ships be enough?
Gemiler yeterli gelir mi?
Enough to keep a widow warm at night?
- Dul bir kadını gece sıcak tutacak kadar mı?
I had to have... enough to leave them.
Onlardan ayrılabilmem için yeterli miktarda olması lazımdı.
Haven't we done enough to Jessica?
Jessica için yeterince şey yapmadık mı?
You did in my head, which is good enough for me.
- Zihnimde ettin, benim için kâfi.
Most likely meds will be enough.
Çoğunlukla ilaçlar yeterli olur.
You old enough to watch this shit, piney?
Bunu izleyebilecek kadar büyük müsün, Piney?
His heart's not pumping enough blood to his brain.
Kalbi, beynine yeterli miktarda kan pompalamıyor.
Everyone looks happy enough from up here.
Buradan bakınca herkes yeterince mutlu görünüyor.
Time enough.
Vakit kâfi.
Enough to clear his marrow.
Kemik iliğini temizlemek yeterli.
Not well enough to test a fortune in it.
Bir sahtekarlığı tespit edecek kadar değil.
None of this makes any sense if I didn't have... enough.
Yeterli miktarda olmadığı sürece hiçbir şeyin anlamı yoktu.
Please... my children have lost enough.
Lütfen, çocuklarım yeterince kayıp yaşadı.
Three children is enough, thank you.
Üç çocuk kafi, kalsın.
- That's enough, Gill.
- Yeterli, Gill.