Примеры использования: endurance

Wrote volumes on war, torture... the limits of human endurance.
Savaş, işkence ve insan dayanıklılığının sınırları üzerine kitaplar yazmış.
This ordeal is putting human endurance to the test.
Bu çile, insan sabrını zorluyor.
The endurance readings are off the chart.
Süreklilik göstergeleri normalin dışında.
When you exercise, you drink four-to-one carbohydrate-to-protein solution-- decrease muscle damage, increase endurance.
Antrenman yaparken, dörtte birini içersin karbonhidrattan protein çözümü ile kaslardaki yıpranma azalır, dayanıklılığın artar.
I hate endurance contests.
Sabır yarışmalarından nefret ederim.
Fighting is about endurance.
Dövüş, süreklilik işidir.
The stork's story was an epic Earthflight tale of endurance, and it became a fitting start to the programme on Europe.
Leyleğin öyküsü Kuş Gözünden Dünya nın dayanıklılık hikayesi ve Avrupa serisinin başlangıç hikayesine tam oturuyordu.
Give me your all, your endurance, your patience and your understanding.
Bana tüm sabrınızı, tahammülünüzü ve anlayışınızı gösteriyorsunuz.
You seem healthy, with tremendous physical endurance."
Sağlıklı görünüyorsun ve harika bir fiziksel dayanıklığa sahipsin."
My codeword will be... "endurance".
Benim anahtar kelimem, "tahammül"
It's all about endurance.
Her şey dayanma ile alakalı.
If you're looking to engage me in an endurance test believe me, I can outlast you.
Beni dayanıklık testine tabi tutmak istiyorsan, inan bana, hiçbir mahsuru yok.
I'm at the limit of my endurance.
Artık tahammülüm kalmadı.
So, you were provoked beyond endurance?
Yani dayanma sınırınızı aşmıştınız?
Despite years of martial artistry and a triathlete's endurance, one little slice defies this lifetime of training.
Onca askeri tecrübeye ve sporcu dayanıklığına rağmen, küçük bir kesik hepsine kafa tutar.
Now it's the limit of endurance.
Şimdi tahammülün son noktası.