Примеры использования: encounter

Episode one, "Encounter at Farpoint."
Birinci bölüm, "Uzaktaki Karşılaşma."
She seems to have a copy of a hotel receipt for a September 30, 2011... encounter... and I need to know if that timing makes sense.
Elinde 30 Eylül 2011 tarihine ait bir otel faturası olduğunu iddia ediyor tesadüf benim de bu zamanlamanın doğru olup olmadığını bilmem gerek.
I've had my share of manly encounters.
Erkekçe çarpışmalardan payımı aldım.
When they actually encounter wildebeest or other prey, you'll see them reacting to where the other dogs are running as well.
Bir antiloba veya başka bir ava rastladıkları zaman köpeklerin, çoğunluğun koştuğu yöne doğru tepki verdiklerini görürsünüz.
It was a perfectly innocent encounter.
Tam bir masumane rastlantıydı.
Well yes, but our last encounter didn't exactly go as planned.
Evet, ama son buluşmamız beklendiği gibi geçmedi.
I had an interesting encounter today.
Bugün enterasan biriyle karşılaştım.
And the encounter changes our world forever.
Ve bu karşılaşma dünyamızı sonsuza dek değiştirdi.
I'm thinking... close encounter.
Rastlantı bağlantısını düşünüyorum.
And what was the pretense of that encounter?
- Peki nasıl bir buluşma oldu?
The one thing we didn't want to encounter
Karşılaşmak istemeyeceğimiz tek şey.
Wasn't a meaningful encounter.
Anlamlı bir karşılaşma değildi.
What a lucky encounter.
Ne talihli bir tesadüf.
Now, some of these encounters seemed like no big deal, but others tried to steer me off course.
Şimdi, bu çarpışmalardan bazıları çok fazla çaba gerektirmiyor gibi görünüyor, ama diğerleri de beni yoldan saptırmaya çalışıyordu tabi.
I had thought we might encounter each other.
Birbirimize rastlayabileceğimizi düşünmüştüm.
"Incredible encounter!
"Muhteşem bir rastlantı !