Примеры использования: elderly

-As a romancer of the elderly.
- Yaşlı sevdalısı olarak.
There's an elderly gentleman down there who seems to be very dead.
Aşağıda fazlasıyla ölü görünen yaşlıca bir bey var.
Nothing pays like hipsters, minors and the elderly.
Hippilerden, küçük çocuklardan ve ihtiyarlardan çok iyi para geliyor.
"An elderly person...
Yaşlı bir insan...
Usually elderly widows.
Tercihi yaşlıca dullardır.
Where is that elderly old man?
Nerde kaldı bu ihtiyar?
- I have a lot of elderly friends.
- Çok fazla yaşlı arkadaşım var.
"Some passengers do resent the extra charges, but just last week we did lose an elderly gentleman in a stampede.
"Bazı yolcular ekstra ücretlere karşı çıkma eğilimindedirler, ...ama daha geçen hafta yaşlıca bir beyefendiyi panik sırasında kaybettik.
I-I was out by the water when... an elderly R-Rastafarian hang glider... he-he crash onto a beached squid, which squirted ink when I ran in to help.
Deniz kenarındayken ihtiyar bir rastafarianist planörcü sahile vurmuş bir mürekkep balığına çarptı ve yardıma koştuğumda üstüme mürekkep fışkırdı.
And Jeremy was given an elderly gentleman.
Jeremy'e ise yaşlı bir beyefendi verildi.
- He's an elderly man.
- Yaşlıca bir adamdı.
But we're hot and elderly!
Ama çok sıcak, ayrıca ihtiyarız biz.
Bart has stolen the elderly.
Bart yaşlıları çaldı.
An elderly woman living alone.
Tek başına yaşayan yaşlıca bir kadın.
Kicked by kids, bit by dogs, and admired by the elderly.
Çocuklar tekmeler, köpekler ısırır, ihtiyarlar hayran kalır.
Ex-Convict, preyed on the elderly.
Eski mahkum, avını yaşlılardan seçen.