Примеры использования: edited

Edit them.
Onları düzenleyen.
You can't edit your way out of that!
Bu şekilde düzenleyemezsin.
Edit that out.
Edit this, please.
Lütfen bunu düzenleyin.
You're gonna edit the book?
Kitabı mı düzenleyeceksin?
I'll edit the book because I believe in it.
Kitabı iyi olduğuna inandığım için düzenleyeceğim.
I can't be your editor if I don't have anything to edit.
Elimde düzenleyecek bir şey olmazsa, editörün olamam.
He wouldn't crop them, he wouldn't edit them, he would just take them as they were.
Onları kırpmaz, düzenlemez oldukları gibi çekerdi.
Could you edit that last part?
Son kısmı düzeltebilir miyiz?
You'll edit it, right?
- Bunu düzelteceksiniz, değil mi?
Just yesterday I caught her in the edit bay digitizing old VHS tapes.
Daha geçen gece onu eski VHS kasetlerini düzeltirken yakaladım.
I don't wanna edit one minute of my life.
Hayatımın hiç bir anını düzeltmek istemiyorum.
AND I CAN'T EDIT THIS, SO...
Bunu düzeltemem, bu yüzden...
You can edit later.
Daha sonra düzeltebilirsin.
Say what we wrote, otherwise I won't be able to edit it.
Ne yazıyorsa onu söyle, yoksa sonradan düzeltemem.
You edit my stuff.
Benim yazılarımı düzeltiyorsun.