Примеры использования: eccentric

Just being the un-socialized eccentric my mother always thought I was.
Annemin olduğumu sandığı asosyal eksantrik oluyorum.
This very eccentric customer insisted that I do a home-theater install in his flat in Paris.
Antika bir müşteri Buy More'a geldi ve Paris'teki evine sinema sistemi kurulumu yapmamı istedi.
You know how eccentric Roland was.
Roland'ın ne kadar tuhaf olduğunu biliyordun.
Lily had just started a job as the art consultant... for an eccentric billionaire, the Captain.
Lily, eksantrik milyarder Kaptan'ın yanında sanat danışmanı olarak çalışmaya başlamıştı.
He's just a little... eccentric.
O sadece biraz... antika biridir.
"Of no eccentric whim
"Yok öyle tuhaf kaprislerim
He can be a bit of an eccentric.
Biraz eksantrik olabiliyor.
Just a little eccentric.
Sadece biraz antikayız.
He's old, eccentric and bald.
o yaşlı, garip ve kel.
Dr. Thompson thinks it was a rogue that got pulled into an eccentric polar orbit.
Dr Thompson dış merkezli kutupsal bir yörüngeye doğru bir çekilmiş bir gezegen olduğunu düşünmüştü.
He's really eccentric at times.
Bu aralar çok egzantrik davranıyor.
The leadership called it "eccentric and irresponsible."
Liderlik ona garip ve sorumsuz diyor.
It also has the most inclined And eccentric orbit.
Aynı zamanda en eğimli ve dış merkezli yörüngeye sahip gezegen.
She was a bit of an eccentric.
Biraz egzantrikti..
- Her explanations can be eccentric.
-Açıklamaları garip olabilir.
I'm a little eccentric myself.
Ben de kendimi biraz tuhaf buluyorum.