Примеры использования: dropping

Almost three hours without dropping it.
Neredeyse üç saattir düşürmeden oynuyoruz.
Drop the spear.
Mızrağı bırak.
It'll drop us a couple blocks from Federal Plaza.
Federal Binası'nın birkaç blok yakınında ineriz.
You don't just drop it in.
Öylece içine atamazsın.
You drop everything.
Sen her şeyi düşürürsün.
What you gonna do, drop me?
- Ne yaparsın, öldürür müsün?
Don't drop your body-water upon me like that!
Pis terini damlatma üstüme!
I mean, it should be a quick grab, drop.
Hemen biter.
-Drop it.
- Düşür şunu.
Get him to drop the charges.
Suç duyurusundan vazgeçir.
Drop down and increase speed!
Alçalın ve hızı artırın!
Don't worry, I'm gonna work you till you drop.
Pestilini çıkaracağım.
Can we drop this?
Artık şunu kesebilir miyiz?
Drop the tears right onto his spear.
Gözyaşları yârinin mızrağına damlıyor.
Drop the act.
Babe, when a killer wave hits, you can't spend your whole life deciding if you want to drop in or not.
Bebeğim, eğer zor bir dalga belirirse, dalıp dalmamaya karar vermek için fazla zamanın olmaz.