Примеры использования: drawbacks

Oh, yes, that's one drawback to being engaged.
Nişanlı olmanın bir dezavantajı.
The only disadvantage, the only drawback to this, and it is nitpicking to mention this...
Tek kötü yanı, tek sakıncası, ...bunu ifade etmek için kusur aramak...
Isn't it a bit of a drawback that there's no snow here?
Burada kar olmaması dezavantaj değil mi?
Of course the drawback is, you know, that they tend to hate you for life.
- Tabii bunun sakıncası, hayatları boyunca senden nefret etmeleridir.
It's got one drawback, though.
- Yine de bir dezavantajı var.
The unfortunate drawback for learning my name...
Adımı öğrenmek için talihsiz bir engel...
- A drawback?
- Sakınca mı?
I know, it's the one single drawback.
Eşofmanın tek dezavantajı da bu.
And whereas in most professions these would be considerable drawbacks in chartered accountancy they're a positive boon.
Bunlar çoğu meslek için olumsuz buna karşın muhasebecilik için bulunmaz özellikler.
I hope it won't be too much of a drawback.
Umarım çok ciddi bir engelle karşılaşmaz.
It's one of the only drawbacks around here.
Buralardaki olumsuz şeylerden biri.
It's every drawback, every false beginning, reminds me how far behind I have fallen.
Tüm bu engeller, bu sahte başlangıçlar bana ne kadar geriye düştüğümü gösteriyorlar.
It had one drawback, they said.
Söylediklerine göre bir sakıncası vardı.
That's the drawback to having ones that are real.
Estetiksiz göğüslere sahip olmanın dezavantajı işte.
Only one drawback - gettin' out.
Tek engel, dışarı çıkmak.
The only drawback is it will destroy the particles.
Tek sakınca partikülleri yok edecek olması.