Примеры использования: drain

You know, the city's got like 350 miles of storm drain running under it.
Baksana, şehrin altında yaklaşık 500 kilometrelik su baskını tahliye sistemi var.
11,000 DOWN THE DRAIN...
11000 çekilecek lağım...
Can you please aim for the drain this time?
- Bu sefer gidere hiza alır mısın?
For our international brain drain.
..bizim uluslararası beyin göçü için.
Only because I used the red one to unclog the drain.
Sadece bir kere kırmızı diş fırçasını lavaboyu açmak için kullandım.
The analogy that I've used over and over about black holes is water going down a drain.
Kara delikler' in benzerlikleri tıpkı akıp giden su gibidir.
Yeah, but why drain the blood?
Evet ama kanlarını neden süzüyor?
It's got this keypad, and every time I got the jets to come on, the water would drain.
Bir tuş takımı var ne zaman fıskiyeleri açsam suyu tahliye ediyor.
- I got sucked into a storm drain.
- Kanalizasyon çukuruna düştüm.
Newbie, start a drain on the purulent pericarditis in bed 23.
Çaylak, 23. yataktaki hastaya perikardit kanalı açmaya başlayın.
Minor surgery, removing a drain.
- Bir dreni çıkarmak için ufak bir ameliyattı.
- I left a tool when I fixed the drain.
- Boruyu tamir ederken, bir aletimi unutmuşum.
drain the fluid now.
Sıvıyı boşalt hemen.
If we find it with the ultrasound, we can drain it, make her better.
Ultrason yardımıyla bulursak, kuruturuz ve durumu daha iyi hâle gelir.
But if one member of such a pair is enormous and the other is compact, the smaller star can drain and consume the atmosphere of its larger sibling.
Ancak böyle bir ikiliden birinin muazzam bir büyüklükte olup diğerinin daha küçük olması durumunda, küçük olan yıldız kendisinden büyük olan kardeşinin atmosferini çekip tüketebilir.
I...my earring fell down the drain.
Küpem kanalizasyona düştü de.