Примеры использования: drag

Looks like drag marks.
Sürüklenme izi gibi.
What you do is drag your nets along the bottom.
Yapman gereken ağları dipten sürümektir.
Why did you have to drag Debbie into this?
Debbie'yi neden bu işe soktun?
We'll have to drag 'em from here.
Buradan sonra sürüklememiz gerekecek.
What a drag.
Ne aptal iş ya.
I dragged it on a sled.
- Kızağa yükleyip çektim.
Give me a drag.
Bana bir tırmık ver.
if she tires, the icy currents will drag her under.
Yorulursa buzlu akıntılar onu aşağıya çekecek.
♪ to drag away your bones ♪
Çekip götürmek için gelecek
- We need to drag the lake.
Gölü iyice tarayın.
But don't drag me into it.
Ama beni bulastirma.
Must be a huge drag, like, what do you do for fun without cute boys or good parties?
Bu size büyük bir engel olmalı, yani, yakışıklı erkekler ve partiler olmadan eğlenmek için ne yaparsınız?
It significantly reduces drag for the bird behind.
Arkadaki kuşun maruz kaldığı hava direncini önemli ölçüde düşürür.
It's a drag, him being dead and everything.
O bir troldü, ölü ve herşey olmaya çalışırdı.
You just gonna drag him?
Onu öylece sürükleyecek misin?
Does the time always drag like this?
Zaman her zaman böyle sürünüyor mu?