Примеры использования: downside

What's my downside?
The only downside is, if that's what we do... well, it's not worth me starting any long books.
Tek kötü yanı, eğer bunu yapacak olursak ortalarda artık pek gözükmeyeceğim demektir.
The downside to being an only child?
Tek çocuk olmanın kötü tarafı ne biliyor musun?
I protect the downside.
Onları olumsuz senaryolardan korudum.
I knew there was gonna be a downside to Monica's death.
Monica'nın ölümünden sonra kötü bir şey olacağını biliyordum.
However, there is one major downside to living on a giant version of Earth.
Yine de dünyanın büyük versiyonu gezegenlerin bir dezavantajı var.
I suppose I just never realized that emotions could have such a downside.
Sanırım duyguların bu kadar kötü bir yanı olabileceğini hiç düşünmemiştim.
Upside and a downside to it though.
Ama bunun hem iyi, hem kötü tarafları var.
I'll still have plenty of liver left over, what's the downside?
- Olumsuz tarafı ne?
The downside-- everything else.
Kötü tarafı, geriye kalan her şey.
Okay, Ted, the downside to having a woman's mouth is, your feminine pout gives away your true feelings.
Ted, dudaklarının kadın gibi olmasının dezavantajı da feminen şekilde dudak büzüşlerinin gerçek duygularını ortaya çıkarması.
What's the downside?
But there's always a downside, right?
Ama her zaman bir kötü taraf vardır, değil mi?
The downside is I don't have access to any magic.
Olumsuz ı herhangi bir sihirli erişimi yok olduğunu.
But it's not without its downside.
Ama bazı kötü yanları da var.
The only downside to it is it passes so quickly.
Tek dezavantajı çok çabuk geçmesidir.