Примеры использования: dollars

On the negative twelve dollar bill.
Eksi 12 dolarlık banknotta.
Every dollar.
En ufak kuruşuna kadar.
We have a winner in round one... of Cobb-MacCready's Silver State Million Dollar Slot Playoff.
Cobb-MacCready'nin Silver State Bir Milyon Dolar Slot playoff'unda ilk turda kazanan biri var.
The cartel hired me to make counterfeits of the old dollar bills.
Kartel beni, eski kağıt dolarların sahtesini yapmam için tuttu.
A dollar?
- Bir Lira mı?
A billion dollar company.
Milyar dolarlık bir şirket.
Let me guess... they were smart enough to appreciate they can get someone with your experience for ten cents on the dollar.
Tahmin edeyim, senin gibi tecrübeli birini üç kuruşa çalıştırmaktan memnun olacak kadar akıllılar.
Then there's 45 cents rowboat-under-the-wharf tax, and one dollar leaving-your-junk- lying-around-the-wharf tax.
Sonra 45 sent rıhtımın altındaki sandal vergisi, ve 1 dolar döküntü eşyalarını limanda etrafa saçma vergisi.
Save your dollar bills, y'all.
Dolarlarınızı biriktirin.
I've had a dollar in my jeans
Kotumda 1 liram vardı.
A one hundred dollar bill.
Yüz dolarlık bir banknot.
Yeah, well, I mean, the government's gonna take every last dollar, unless...
Demek istediğim, devlet paranın her kuruşunu alacak, şayet...
And it's like just earlier, uh, I was at Starbucks, and, um, I put a dollar in the tip jar when the barista wasn't even looking.
Mesela bu sabah, Starbuks'taydım kasiyer bakmıyorken bahşiş kavanozuna bir dolar attım.
And let me tell you, they got top dollar.
Ve dolarlarının tavan yaptığını söylememe izin ver.
I will let this cost me a dollar.
Bunun için tam bir lira vermeye razıyım.
Million dollar camera-- ten dollar lock.
Milyon dolarlık kamera on dolarlık kilit.