Примеры использования: disturbing

- A disturbing thought.
Rahatsız edici bir fikir.
Dr. Brennan does seem to have an enviable, if somewhat disturbing ability to compartmentalize.
Dr. Brennan'ın gıpta edilecek huzur bozucu, bölümlere ayrılma yeteneği var.
I'm disturbed as well, Skipper.
Benide endişelendirdi, Skipper.
But don't mind me, don't want to disturb the status quo.
Şu anki ortamı bozmak istemem.
You have no right to disturb the learning environment of this school by playing your jangly national anthem on Liberace's piano.
Liberace'nin piyanosuyla kendi ülkenin gıcırdayan milli marşını çalarak okuldaki öğrenim ortamını aksatmaya hiç hakkın yok.
I'd be disturbed, because Betty is a harp seal.
Çok rahatsız olurdum Sean, çünkü Betty bir fok balığı.
Disturbing him would end very badly for everyone here.
Onu rahatsız etmen buradaki herkes için kötü olur.
Sorry to disturb you.
Rahatsız ettiğim için özür dilerim.
Stop disturbing Dr. Venkman and relax.
Sakin ol ve Dr. Venkman'ı rahatsız etme.
- Do not disturb!
She disturbs me and I can't figure out why.
Beni huzursuz ediyor ama nedenini anlayamadım.
They disturb me.
Ama lütfen kırmızılar değil, onlar kafamı karıştırıyor.
'Cause every minute you're in this town, you disturb my lifestyle.
Bu kasabada geçirdiğin her dakika benim yaşam biçimi altüst ediyor.
The memories are disturbing.
- My family's disturbing.
- Benim ailem huzur bozucu.
Look, I don't know what I've disturbed here, but...
Bakın, sizi niye bu kadar endişelendirdim bilmiyorum ama ...