Примеры использования: disturb

- Do not disturb!
She disturbs me and I can't figure out why.
Beni huzursuz ediyor ama nedenini anlayamadım.
They disturb me.
Ama lütfen kırmızılar değil, onlar kafamı karıştırıyor.
'Cause every minute you're in this town, you disturb my lifestyle.
Bu kasabada geçirdiğin her dakika benim yaşam biçimi altüst ediyor.
You could never disturb me.
I don't want to disturb his archival functions.
Onun ana işlevlerini bozmak istemem.
We can't disturb what's going on downtown.
Şehirdeki işimizi aksatamayız.
You -- you said not to disturb.
Siz rahatsız etmeyin demiştiniz.
I'm disturbed as well, Skipper.
Benide endişelendirdi, Skipper.
But don't mind me, don't want to disturb the status quo.
Şu anki ortamı bozmak istemem.
You have no right to disturb the learning environment of this school by playing your jangly national anthem on Liberace's piano.
Liberace'nin piyanosuyla kendi ülkenin gıcırdayan milli marşını çalarak okuldaki öğrenim ortamını aksatmaya hiç hakkın yok.
She's sleeping now, I don't want to disturb her.
Şu anda uyuyor, rahatsız etmek istemiyorum.
Look, I don't know what I've disturbed here, but...
Bakın, sizi niye bu kadar endişelendirdim bilmiyorum ama ...
I can assure you I won't disturb anything.
Sizi temin ederim, hiçbir şeyi karıştırmayacağım.
- Let's not disturb anything.
-Herhangi bir şeyi altüst etmeyelim.
Sorry to disturb you.
Rahatsız ettiğim için özür dilerim.