Примеры использования: distort

The hypnosis could go wrong and distort your memories
Hipnoz altındayken terslik çıkabilir ve anıların bozulabilir.
We didn't distort facts!
Biz gerçekleri saptırmıyorduk.
Any closer and the image will distort.
Daha yaklaşırsak görüntü bozulur.
They are going to distort and exaggerate everything you've ever done, man.
Yaptığın her şeyi saptıracak ve abartacaklar,adamım.
Magnetic rocks distort the Earth's magnetic field, sometimes making it stronger than expected, sometimes weaker.
Manyetik kayalar, Dünya'nın manyetik alanını bozarak bazen beklenenden daha güçlü, bazen de daha zayıf hale getirirler.
Your only mistake was allowing them to distort your judgment.
Yaptığınız tek hata, bunun sizi saptırmasına izin vermiş olmanız.
He's choosing to distort his victims' faces.
Kurbanların yüzlerini bozuyor.
Reports from our enemy distort the truth-
Düşmanlarımız tarafından yapılan yayınlar gerçeği saptırmakta...
What are you tryin' to distort?
Neyi çarpıtmaya çalışıyorsun?
The particle stream is beginning to distort.
Parçacık akışı bükülüyor.
Trauma can distort the memory.
Travma, hafızayı çarpıtabilir.
Matter and energy in the universe warp and distort space-time.
Evrendeki madde ve enerji uzay-zamanı eğip büker
You distort everything.
Her şeyi çarpıtıyorsun.
Extremely powerful storms distort the magnetic field even further, inducing electric currents that span a continent.
Fazlasıyla güçlü fırtınalar, manyetik alanı daha fazla bükerek kıtaları kaplayan elektrik akımlarına sebep olur.
Everyone knows the same truth and our lives consist of how we choose to distort it.
Herkes aynı gerçeği biliyor ancak yaşamlarımız gerçeği çarpıtmak için yaptığımız seçimlerden ibaret.
Its gravitational field is so powerful, it doesn't only warp and distort light but also time.
Çekim alanı o kadar kuvvetlidir ki yalnızca ışığı değil, zamanı da eğip büker.