Примеры использования: distinguish

This wave-like patterns on its neck feathers distinguish it from all other Albatross species.
Boyun tüyleri üzerindeki bu dalga benzeri desenler onu diğer tüm Albatros türlerinden ayırır.
In battle, Caesar wore a red robe to distinguish him from his men.
Savaşta, Sezar adamlarından ayrılmak için kırmızı pelerin giyermiş.
He doesn't distinguish between a flute, a tin whistle, and a sceptre.
Ha bir flüt, ha bir düdük veya bir sopa onun için farketmez.
This is how children distinguish between good and evil.
Çocuklar iyiyle kötüyü bu şekilde ayırırlar.
I have no way to distinguish them from other life signs.
Onları diğer insan yaşam sinyallerinden ayırma yöntemim yok.
It works very much like a life signs detector, but it's able to distinguish different lifeforms.
Yaşam sinyali detektörü gibi çalışıyor... ama aynı zamanda değişik yaşam formlarını ayırabiliyor.
It is becoming harder and harder to distinguish between himself and the person who appears onstage.
Kendisiyle sahnede görünen kişiyi ayırmak gün geçtikte zorlaşsa da hiç kimse tam gaz giden bu trenden inmek istemez.
If you think that I can't distinguish the fibers on your stupid jacket from the evidence on the dog, you don't know me, McGee.
Aptal ceketindeki kıllarla, köpeğin üzerindeki kanıtları birbirinden ayıramayacağımı düşünüyorsan beni tanımamışsın McGee.
One day, you can to distinguish.
I'm used to hearing my own thoughts in my mind, and sometimes it's hard to distinguish which ones I say out loud.
Aklımda kendi düşüncelerimi duymaya alışığım, sesli söylediklerimi ayırmak zor oluyor.
The longer you are working inside someone, more difficult it becomes to distinguish-
Birinin üstünde bu kadar çok çalıştığında ayrılmak daha zor oluyor.
Look at you-- all hip and distinguished,
Kendine bak,hemen farkediliyorsun,
Distinguished sort.
Farkedilebilecek bir tipti.
The Centurions can't distinguish her from other humanoid models.
Centurionlar onu diğer yarı insan modellerden ayıramıyor.
A guy who can't even distinguish between a tea ware and a vase.
Vazo ile çay tabağı arasındaki farkı bile anlamayan birisi için...
Inability to distinguish between fantasy and reality,
Hayal ile gerçeği ayıramıyor."