Примеры использования: disgust

Every poll indicates understanding, disgust with the captor, outrage at the whole thing, but not at you.
Anketler halkın anlayışla karşıladığını gösteriyor kaçıran kişiye karşı nefret, tüm yaşananlara karşı öfke var ama sana yok.
Intense disgust.
Yoğun bir tiksinme.
Oh, you fakers disgust me!
Siz numaracılar beni iğrendiriyorsunuz!
You disgust me.
Senden iğreniyorum.
Rest assured that I was on the Internet within minutes registering disgust throughout the world.
Dakikalar içinde, nefretimi tüm dünyaya kusmak için internete girdiğimden emin olabilirsin.
- Concealed disgust.
- Gizli tiksinme.
I'm afraid if I dare do, Mrs Hughes, that... it will shock and disgust you.
Korkarım ki, öyle bir şeye cüret edersem Bayan Hughes sizi ancak şaşırtır ve iğrendiririm.
That was disgust.
Bu bir iğrenmeydi.
When she glares at you with disgust and disappointment...
O hâlde, sana tiksinti ve hayal kırıklığıyla baktığında...
You're either looking down in disgust, or up in disdain.
Gözlerinde keder, ya da bıkkınlık vardı.
You will disgust us of God and the village of shit!
Tanrıdan da bu boktan köyden de bıktırdınız!
You disgust me.
The object of ridicule and disgust.
Alay ve tiksinti nesnesi olarak.
It is my determination that, due to estoppel by silence and my general disgust with the chancellor's tactics...
Anladığım kadarıyla, sesizlikle gelen itiraz hakkının düşmesi nedeniyle, ...ve benim rektörün taktiklerinden dolayı genel bıkkınlığımdan ötürü...
I guess they got disgusted and left.
sanırım onları bıktırdın ve sol taraftan gittiler.
Everything disgusts me.